18.02.2017

ESNEK İŞLETME MODELİ - İŞYERİ ESNEKLİĞİ GELİŞTİRMENİN 3 YOLU

http://www.ihracat.co/2017/02/esnek-isletme-modeli-isyeri-esnekligi.html

Çalışanlarınızı bir kalıba sokmaya çalışmadan, onlara en verimli olabilecekleri yöntemlerle çalışma özgürlüğü sunun. Son araştırmalar, saat  4 ün günün en üretken saati olduğunu gösteriyor. Bu saat diliminde insan zihni beklenenden daha verimli çalışıyor. Bununla birlikte, bazılarımız sabah saat 6: 45'te uyanınca ve 1 bardak kahve içtikten sonra daha iyi düşünüyor.

İnsanlara, en verimli olacakları saati seçme şansı verilirse birbirinden farklı cevaplar alacağımız kesin. Herhalde pek azı sabahın 4 ünde ya da sabah 6:45 te mesaiye başlamış olmak isteyecektir, ancak bunu talep edenlerde çıkabilir. 

Öğleden sonraları ya da örneğin akşam 8-9 sularında daha verimli çalışabileceğini ifade edenlerde çıkacaktır. Maalesef pek çok sektör bu kadar esnek çalışma saatlerine uygun olmayacaktır ama uygun olanlar denenmesi faydalı olabilir. Çalışanlarınızdan daha yüksek verim alabileceksiniz neden denemeyesiniz? (www.ihracat.co)

California Üniversitesinde yapılan diğer araştırmalar, verimliliğin sabahın ilerleyen saatlerinde yükseldiğini ve öğleden sonra 2: 00-3: 00'da doruğa çıktığını ve ardından dramatik bir düşüş yaşandığını gösteriyor.

Birbirine karşıt sonuçlara rastlanan bu araştırmalarda gösteriyorki, kişilerin en verimli olabileceği saatler, hem kişilere hem iş modellerine göre değişebiliyor. Kesin olan ise herkes için standart olan tipik işletme modelleri uygulandığında pek çok çalışanınızdan kapasitelerinin altında verim alacaksınız ve bazı çalışanlarınızın işyeri bağımlılığı ve memnuniyeti beklentilerden düşük kalacak.
Bu nedenle, yeterli işyeri esnekliği sağlayan bir şirket kültürü yaratmak çok önemlidir. Çalışanlarınızın en verimli olabilecekleri saat dilimlerini belirleyip, çalışma saatlerini ve iş yoğunluklarını buna göre ayarlayabilmek, eğer mümkün ise, firmanız için akıllıca bir seçim olacaktır.

Y kuşağının, iş hayatına dahil olması ve gün geçtikçe bu kuşağa dahil çalışan sayısının artması ile, işletmeler, y kuşağının özerklik ve esneklik konularındaki tercih edilen stillerine giderek daha fazla adapte olmaya başladı. (www.ihracat.co)

Ancak, birçok organizasyon hala çalışanların aradığı şeyi elde etmek ve gerçekten en iyi şirket kültürü yaratacak uygulamaları uygulamak için bir yollar arıyorlar. Bu noktada esnek işletme modelleri oluşturmanın ve talep edilen bu esnekliğe ulaşmanın yollarını 3 ana başlıkla sıralayabiliriz.

esnek çalışma modeli

1. Herkesin aynı kurallara uymasını sağlayın.
Ülkemizde bu uygulamalar sınırlı ve henüz çok yeni olsada, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde, pek çok şirket aile dostu bir işyeri olma gayretinde, çocuklu çalışanlarına, okuldan çocuklarını almak, çocuklarının okul aktiviteleri ve sosyal aktivitelerine katılmak için ofisten daha erken ayrılma özgürlüğü vermekteler. Çalışanlara sağlanan bu olanakalr, çalışanların sürekliliğini ve iş yeri bağlılığını korumak açısından yararlıdır. Eski anlayış, çalışanın mesai saatleri içinde her daim masasında olmasının beklenmesiydi. Yeniden bu anlayış tarzına dönmemek gerekir.

Bununla birlikte, bu tür esnekliği çocuklu, evli ve evli olmayan tüm çalışanlara farklı şekillerle de olsa sağlamak gerekir. İşyerinde esneklik ailesel koşullara veya yaşam biçimine bağlı olarak verilmemeli; Tüm çalışanların zamanı eşit derecede değerlendirilmeli ve esneklik tutarlı olmalıdır. Bir çalışan ailesel bir sorumluluğundan dolayı işten erken çıkıyorsa, o gün herkes o saatte çıkmalı demiyoruz ama bir firmada sadece mazeret izni olarak değilde esnek işletme modelinden dolayı bu tip uygulamalar yapılıyorsa bundan her çalışan kendi koşullarına bağlı sebeplerle ama eşit derecede faydalanmalı. Yani evli bir çalışana çocukları sebebiyle tanınan esneklik, bekar bir çalışana örneğin sosyalleşebilmesi için izin verilerek dengelenebilir. (www.ihracat.co)

after working hours,

2. İş saatlerinden sonraki aktiviteleri destekleyin
Mutlu, esnek bir işyeri kültürü geliştirilmesinin bir sonraki seviyesi, iş dışındaki faaliyetleri tolere etmekle kalmaz, aynı zamanda çalışanların hobilerine ve sosyal faaliyetlere eğilmelerini teşvik eder. Bu teşvikin bir kısmı yöneticilerin proaktif olarak çalışanlara bu çabalara katılmak için ihtiyaç duyulan iş / yaşam dengesini vermeleri ve ofisinin dışında meydana gelen olaylara gerçekten dikkat etmeleri içindir. 

Örneğin, bir çalışanınıza öğleden sonra biraz iş temposundan arınmak  ve onu günün geri kalanını başarıyla tamamlamaya hazırlamak için 30 dakikalık bir serbest zaman verdiniz ve bu süre içinde örneğin kısa bir yürüyüş yapması, firma bahçesinde kahve içip kafasını dağıtması gibi kendi seçeceği şekilde değerlendirebilmesi için serbest bıraktınız. Çalışanınızın bu ara zamanı gerçekten her ihtiyaç duyduğunda talep edebileceğine, bu gibi molaların gerekliliğinin firmanızca bilindiği ve desteklendiğini kendisine ifade ettiğinizde çalışanını kendisini daha iyi hissedecektir.

İş yeri için değerli olduğunu ve sadece çalışıyor gözükmenin veya masa başında geçirdiği saatlerin değil verimliliğinin baz alındığını bilecektir. (www.ihracat.co)

workplace flexibility

3. Çalışanlara düşünme zamanı verin.
Motomot iş yapmak, durup dinlenmeden çalışmak bir noktadan sonra çalışanlarınızın hata yapmasına, detayları görememelerine, yapılan işin bütününü kavrayamamalarına sebep olacaktır.
Dolayısıyla çalışanların belirli aralıklarla, sadece mola vererek değil, hem diğer çalışanlar, hem de yöneticiler ile, yapılan işin gidişatı ve sonraki adımlara yönelik küçük değerlendirmeler yapmaları aslında çalışanların durup düşünmeleri için molalardan daha kıymetli zaman aralıkları görevi görecektir.

E-posta, yüz yüze görüşme veya toplantılar aracılığıyla yapılan işlerin planlanması, analizi, farklı departman ve yöneticilerin, kendi kalemlerinde neler yaptıkları, varsa soru ve görüşlerinin değerlendirilmesi ve en önemlisi beyin fırtınası gerçekleştirilmesi, çalışanların yaptıkları işi algılamaları ve fikir yürütebilmeleri için çok faydalı olacaktır. (www.ihracat.co)