7.04.2017

İTHAL İKAMECİ SANAYİLEŞME



İthalat ikameci sanayileşme, gelişmiş ülkelere bağımlılığını azaltmak ve kendi kendine yetmeyi arttırmak isteyen gelişmekte olan ülkeler tarafından kullanılan ekonomi teorisidir. 

Uygulanan teori, üretilen malların ithal mallar ile rekabet edebilme yeteneğine sahip olması için sektörleri tamamen geliştirmeyi amaçlayan, ithal ürünleri ikame edebilecek sektörlerin oluşturulması ve kuluçka edilmesini hedeflemektedir. ISI teorisine göre, bu süreç yerel ekonomileri kendi kendine yeterli hale getirir.

İthalat İkameci Sanayileşme  (Import Substitution Industrialization - ISI) 
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ISI teorisi Latin Amerika ülkelerinde ortaya çıktı. Uygulanan teorinin temel amacı, gümrük tarifeleri, ithalat kotaları ve sübvansiyonlu devlet kredileri dahil çeşitli taktikler kullanarak yerel sanayileri, ucuz ithal ürünlerden korumak, ve aynı zamanda yerel üretimi güçlendirmek ve yeni oluşturulacak sanayi işletmelerini büyütmektir. Bu teoriyi uygulayan ülkeler, tamamen kendi kaynakları ile üretim yapabilmek için bir ürünün her aşamasında üretim kanalları kurmayı amaçlar.
Bu teori, ülkelerin kendilerine bir takım avantajlar sağlayan ürünler üretmekte uzmanlaştığı karşılaştırmalı avantaj teorisine doğrudan ters düşüyor. Bu ülkeler daha sonra bu malları uluslararası pazarlara ihraç etmeye çalışıyorlar.


İthalat İkameci Sanayileşme Teorisinin Kısa Tarihi
"İthalat ikameci sanayileşme" terimi, 20. Yüzyılda ele alınan kalkınma ekonomisi politikalarına referans teşkil etmekle birlikte, İİS teorisi, Alexander Hamilton ve Friedrich List gibi ekonomistler tarafından 18. yüzyıldan beri savunuluyordu.

İthalat İkameci Sanayileşme politikaları başlangıçta, her ülkede bir iç pazar yaratarak kendi kendine yeterliliği geliştirmek amacıyla çeşitli ülkeler tarafından uygulanmaya başlandı. İİS politikalarının başarısı, enerji üretimi ve tarım gibi önde gelen endüstrilerin sübvanse edilmesinin yanı sıra kamulaştırma, daha fazla vergilendirme ve korumacı ticaret politikalarını destekleyerek kolaylaştırıldı. 

Gelişmekte olan ülkeler, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası'nın yapısal uyum programlarına dayalı bir konsept olan küresel pazara dayalı liberalizasyona ısrar uyguladıktan sonra gelişmekte olan ülkeler yavaş yavaş 1980'li ve 1990'lı yıllarda İİS den ayrılmışlardır.

"Latin Amerika yapısalcılık", 1950'lerden 1980'lere dek çeşitli Latin Amerika ülkelerinde İİS dönemini referans alan bir terimdir. Yapısalcığın arkasındaki kuramlar, Hans Singer, Celso Furtado, Raul Prebisch ve bir takım diğer yapısal ekonomik düşünen idealistler tarafından işlerde kavramsallaştırıldı. Bu teoriler aynı zamanda Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Ekonomik Komisyonu (UNECLAC veya CEPAL, İspanyol eşdeğeri) oluşturulması ile ön plana çıktı.

Türkiye’de Cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle temel tüketim ve ara malların yerli üretim yoluyla elde edilebilmesi için ithal ikamesi sağlamak amacıyla un, şeker, pamuk ile kömür, demir ve akaryakıt üretimi başta olmak üzere tüm sektörlerde ithal ikameci sanayileşme politikaları izledi.

1960'larda Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulması ile birlikte sanayileşme yeniden önem kazandı ve ve buna bağlı ithal ikameci sanayileşme politikaları yeniden gözden geçirilerek 5 yıllık kalkınma planları dahilinde, devlet özellikle tüketim mallarının yurtiçinde üretilebilmesi için gerekli destek, önelme ve yatırımlara öncelik vermiştir. 24 ocak 1980 kararları ile birlikte Türkiye ithal ikameci sanayileşme politikasından vazgeçerek dışa açılma politikalarını benimsedi.

İthalat İkameci Sanayileşmeye dair Teorik Dayanak
ISI teorisi bir grup gelişim politikasına dayanır. Bu teorinin temelini, başlangıç aşamasındaki endüstrisi argümanı (infant industry), Singer-Prebisch tezi ve Keynesyen ekonomi oluşturmaktadır. Bu önermelerden bir takım uygulamalar üretilebilir, örneğin: stratejik ikame maddelerinin üretimini sübvanse eden ve organize eden, çalışan bir sanayi politikası; İthalata dayalı ticarete engel olan, ek vergiler ve tarifeler gibi; Malların ithalatında üreticilere avantaj sağlayacak aşırı değerli bir para birimi; Ve doğrudan yabancı yatırım için destek eksikliği.

Başlangıç aşamasındaki endüstrisi argümanı (infant industry)

Başlangıç aşamasında olan, yeni yeni kurulmakta olan yerli endüstrilerin kuruluş aşamasını sağlıklı atlatabilmeleri, büyüme evresine geçebilmeleri ve rekabet edebilir hale gelebilmeleri için,  uluslararası rekabete karşı korunmaya ihtiyaç duydukları varsayımıdır. Bu teoriyi ekonomik bir model olarak benimseyip uygulayan ülkeler. İç ve dış ticareti düzenleyen kurallarını, destek unsurlarını, gümrük vergilerini ve kotaları buna göre düzenlerler.