30.08.2016

DAMPİNG, ANTİ-DAMPİNG, SÜBVANSİYONLAR VE KORUMA ÖNLEMLERİ



DAMPİNG NEDİR
Damping en yalın tarifle, ulusal piyasalar arasındaki fiyat farklılaştırmasıdır. Bir firmanın ürettiği malı kendi iç piyasasında sattığından daha düşük bir fiyata başka bir ülkeye satması yani ihraç etmesidir. İhracatçı firmanın damping uygulamasından beklentileri ve amaçları farklı olabilir.
Örneğin yüksek stok seviyelerine ulaşmış bir firma, kendi ülkesinde yani iç piyasasındaki mevcut fiyatını düşürmeden elindeki stokları daha düşük bir fiyata farklı ülkelere ihraç etmek isteyebilir. Bu şekilde hem stokalrını eritmiş hemde kendi iç piyasasındaki fiyat istikrarını bozmamış olacaktır. Bununla birlikte global piyasada monopol olmak ve rakiplerini safdışı etmek içinde firmaların özellikle yeni pazarlara ilk girişte dampinge başvurdukları görülür. Bu gibi durumlarda dampinge başvuran firmalar azalan maliyet ve ölçek ekonomi yoluyla karlılık arttırılarak dampingi sürekli kılabilirler.  İhracatçı firmaların mallarını yerli piyasadan daha düşük fiyatla yurtdışında satmaları, uluslararası ticaret ilkelerine göre, haksız rekabet kabul edilmektedir.

YIKICI DAMPİNG NEDİR 
(predatory dumping) Bir firmanın ihracata konu mallarını, uluslararası piyasada ya da hedef bir ülkenin iç piyasasındaki rakiplerini, saf dışı etmek için, geçici olarak o ülke iç piyasasından daha düşük bir fiyata satması, hatta maliyetinden de düşük bir fiyatla satmasıdır. Yıkıcı damping uygulayan firma kısa dönemde zararına satışlar yapmasına rağmen, hedef aldığı pazardaki üreticiler piyasadan çekilince, rakipsiz kalacak ve uzun dönemde fiyatları kendi lehine revize ederek yüksek karlar elde edebilecektir.


damping, antidamping, anti-damping


ANTİ DAMPİNG NEDİR
Anti-damping vergisi uygulamalarının ana amacı; dampinge konu olan ithalatın sebep olduğu haksız rekabete karşı yerli üretim dalının korunmasıdır. antidamping olarak nitelendirilebilecek ilk uygulama 1904 yılında Kanada’da kullanılmış ve daha sonra Dünya Ticaret Örgütü’ ana kaideleri sürekli revize ederek anti damping uygulamlarının üye ülkelerce kullanımını ve şartlarını belirlemiştir. DTÖ kuralları, tüm üye ülkelere, yerel endüstrilerini yabancı ihracatçıların haksız ticaret uygulamalarına karşı korumaları için gerekli önlemleri alma hakkı tanımaktadır. Ülkemizde damping konusundaki ilk yasal düzenleme 1989 yılındaki “İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun”dur.  
Dampingli ithalatın neden olduğu zararın belirlenmesine yönelik düzenlemeler temel olarak dampingli ithalat hacminin gelişimi, fiyat düzeyi ve bu ithalattaki gelişimin sonucunda piyasada ortaya çıkan durumun yerli üreticiler üzerindeki etkisinin nesnel biçimde analizini öngörmektedir

Türkiyede, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuata göre, bir damping veya
sübvansiyon soruşturmasının başlatılması ve dampinge karşı vergi veya telafi edici vergi
uygulanmasına gidilebilmesi için, öncelikle, dampinge veya sübvansiyona konu ithalattan zarar
gören firmaların, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Yönetmeliğinin 19. maddesi hükümleri çerçevesinde dampingli veya sübvansiyonlu ithalatın, yerli üretim dalı üzerindeki zararı veya zarar ihtimalini ortaya koyan bilgi ve belgelerle beraber Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğü’ne yazılı olarak müracaatta bulunmalıdır. Başvuru sonrasında yapılacak inceleme sonrasında ekonomi bakanlığı söz konusu ithalata anti-damping vergisi veya fiyat taahhüdü şeklinde antidamping önlemleri uygulanmasına karar verebilir.

Türkiye,  Gözetim ve Korunma Önlemleri Mevzuatı kapsamında ithalatın yerli üreticiler üzerinde ciddi zarar veya ciddi zarar tehdidi oluşturacak şekilde artması ve ülke menfaatinin gerektirmesi halinde,oluşacak zarar veya zarar ihtimalini ortadan kaldırmaya yönelik önlemler alabilir. Bu önlemler, ithalatın gözetime tabi tutulması, acil veya geçici önlem alınması veya ithalatta miktar kısıtlamasına gidilmesi gibi yöntemlerden oluşur.

GATT ( GENERAL AGREEMENT ON TARIFFS AND TRADE )
GATT Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması, ithalat vergilerini azaltmak, uluslararası ticaretin önündeki engelleri kaldırmak ve ticarette ayırımcı uygulamalara son vermek amacıyla 1947 yılında kurulan örgüttür. 23 kurucu üye, 45 bin kalem malın gümrük tarifinde karşılıklı taviz vererek örgütün işlevsel olarak dünya ticaretine yön vermek için etkili bir başlangıç yapması sağlanmıştır. Ticaret ve Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması'nın (GATT) yerine 01.01.1945 teDünya Ticaret Örgütü (WTO) kurulmuştur.


DTÖ (WTO , WORLD TRADE ORGANIZATION )
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Uruguay Round müzakereleri sonunda, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması'nın (GATT) yerini alan 29 adet çok taraflı hukuki belge ve anlaşmayı ve ayrıca 25 Bakanlar Bildirisini kapsayan bir içerikle 15.04.1994  tarihinde kurulmuştur.
DTÖ, hem üye sayısı açısından (2014 yılı itibarı ile 160 adet üye ülke, 24 adet gözlemci ülke) hemde, uygulandığı ticari faaliyetler ve ticaret politikalar açısından, GATT dan daha geniş bir alanı kapsamaktadır. GATT, sadece mal ticaretini kapsarken, WTO mal, hizmet ve fikri mülkiyet hakları olarak da bilinen "fikir ticareti"'ni de kapsamaktadır.

DTÖ 'nun asli görevi DTÖ yü oluşturan, çok taraflı ticaret görüşmelerini yönetmek, çok taraflı ticaret görüşmelerinde forum görevi görmek, ticari anlaşmazlıklara çözüm aramak, milli ticaret politikalarını denetlemek ve bu amaçla ilgili uluslararası kuruluşlarla işbirliğine yapmaktır

ANLAŞMAZLIKLARIN HALLİ ORGANI (AHO)
Üye devletlerin temsilcilerinden oluşan Genel Konsey aynı zamanda,  hukukî uyuşmazlıkların çözümünde merkezî rol oynayan, Anlaşmazlıkların Halli Organı (AHO) olarakda görev yapar, yani bir başka deyişle, Genel Konsey, AHO olarak da görev yapmaktadır. AHO'ya genellikle Dünya Ticaret Örgütüne üye ülkelerden birinin DTÖ nezdinde görev yapan büyükelçisi başkanlık eder.

DTÖ üyesi ihracatçı ülke, Antidampingi uygulayan ülke ile istişare talebinde bulunabilir. İstişare süreci mutabakatla sonuçlanmaz ve ithalatçı ülke anti-damping uygulamasından vazgeçmez veya fiyat taahhüdünün kabul edilmesine karar verirse, şikayetçi ülke sorunu Anlaşmazlıkların Halli Organı’na götürebilir. AHO bir panel kurarak sorunu ele alır. Panel ithalatçı ülkenin aldığı karar zıt yani farklı bir sonuca varsa dahi, eğer ithalatçı ülke uyguladığı anti damping kararını uygun biçimde belirlediğine ve değerlendirmelerinin nesnel olduğunu iddia ederse panelin kararı bağlayıcı değildir. Panel söz konusu önlemin ilgili DTÖ kurallarıyla uyumlu olmadığına karar verirse, ithalatçı ülkeye önlemi Anlaşma ile uyumlu hale getirmesini tavsiye eder. Panelin tavsiye kararı veya devamında Temyiz Organı tarafından sunulan tavsiyeler, ithalatçı ülke tarafından uygun bir süre içerisinde yerine getirilmezse, ihracatçı ülke ithalatçı ülkeye karşı DTÖ Anlaşmalarından kaynaklanan birtakım taviz ve yükümlülüklerini askıya alabilir. 

SÜBVANSİYON NEDİR
Devlet tarafından toplum çıkarlarını gözeterek üretimi veya ihracatı çeşitli şekillerde etkilemek ve yerine göre üreticileri/ihracatçıları korumak ve teşvik etmek amacıyla para yada para olarak ifade edilebilecek diğer şekillerde verilen karşılıksız mali yardımlar sübvansiyon olarak adlandırılmaktadır.

Devletin, bir ürün grubuna yönelik üretici veya ihracatçıyı desteklemek için doğrudan veya dolaylı olarak sağladığı her türlü mali katkıyı ifade etmektedir. üreticileri ve ihracatçıları korumak ve teşvik etmek amacıyla para ya da maddi katkıya tekamül edecek şekillerde verilen karşılıksız mali yardımlar sübvansiyon olarak tanımlanır.
- Hükümet veya yerel yönetimlerin doğrudan mali katkısı sübvansiyondur
- İşletme zararlarının silinmesi bir çeşit 
sübvansiyondur
- Kurumlar veya gelir vergisi muafiyeti 
bir çeşit sübvansiyondur
- İthal girdiler için ödenen dolaylı vergilerden daha fazlasının iadesi 
sübvansiyondur
- Maliyetinin altında kredi verilmesi
 sübvansiyondur
- Hükümetin, maliyetinin altında girdi temin etmesi sübvansiyon olarak tanımlanabilir
  
Sübvansiyonlar üç kategoriye ayrılmıştır: 
Yasaklanan Sübvansiyonlar: 
İhracat performansı şartına bağlı olanlar,
İthal yerine yerli mal kullanım şartına bağlı olanlar.
Karşı Tedbir Alınabilen Sübvansiyonlar: Herhangi bir ürün için uygulanan sübvansiyon oranının mal değerinin % 5'ini geçtiği durumlarda veya bir sanayi dalının uğradığı işletme zararlarını karşılayacak sübvansiyon verildiğinde ciddi zararın mevcut olduğu kabul edilmektedir. Söz konusu sübvansiyonun, şikayetçi ülkenin yerli sanayine zarar vermediği, sübvansiyon ülke tarafında ispatlanmalıdır. Aksi takdirde şikayetçi ülke haklı kabul edilir
Karşı Tedbir Alınmasını Gerektirmeyen Sübvansiyonlar: ARGE, geri kalmış bölgelerin desteklenmesi ve çevre koruma amaçlı sübvansiyonlar karşı tedbir alınamayan sübvansiyonlardır

İTHALATTA KORUMA ÖNLEMLERİ

Yerli üretici ve iç pazar dengelerini korumak amacıyla. İthalatında veya belirli oranların üzerinde ithal edilmesinde sakınca görülen mal ve hizmet gruplarına yönelik olarak, uluslararası yükümlülüklere bağlı kalmaya özen gösterilmek şartıyla korunma önlemleri alınabilir. Alınacak korunma önlemi bir malın ithalatında uygulanmakta olan gümrük vergilerinde artış veya ithalatta miktar sınırlaması yani kota koymak şeklinde uygulanabileceği gibi, her iki tedbiri içeren bir kombinasyonuda uygulanabilir.

Korunma Önlemi Uygulanması İçin Gerekli Şartlar:
- Yerli üreticiler tarafından üretilen malın şikâyet konusu ithal malın benzeri veya doğrudan rakibi olduğunun,
- Şikâyet konusu malın ithalatında ani artışa neden olan öngörülmeyen gelişmenin veya bu ithalat artışının GATT ( Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması) ile doğan -gümrük vergisi oranlarının indirilmesine ilişkin yükümlülük de dâhil olmak üzere- yükümlülüklerin yerine getirilmesi olduğunun,
- Bu ithalat şartının benzer veya doğrudan rakip mallar üreten yerli üreticiler üzerinde ciddi zarar veya ciddi zarar tehdidi oluşturduğunun,
- Ciddi zararın veya ciddi zarar tehdidinin sadece şikâyet konusu artan ithalatın sonucu olduğunun,
- Ülke menfaatlerinin önlem alınmasını gerektirdiğinin tespit edilmesi gerekir.